|  |    | |  | | | Google Maps İle En Uzun Yol | Bugün iş sebebiyle Güneşli tarafına gitmem gerekiyordu, Güneşli kısmı kolayda bu sağanak yağmur altında göz gözü doğru dürüst göremezken bir de aradığım yeri bulmak ciddi sorun olacaktı. İstanbul klasiği olarak Pazartesi trafiğini de düşünerek oldukça erken bir saatte yola çıktım. TEM'den ayrıldıktan sonra GPS uygulamalarımın hiçbiri çalışmadığından Google Maps ile yolumu bulma düşüncesine girdim.
Normal şartlarda aradığım yerin krokisine göre TEM-E5 bağlantı yolunun üzerinde bir adres olması gerekirken Google Maps beni baya bildiğiniz gece kondu mahallelerine doğru götürdü. Yaklaşık 2 saatlik sürenin geçmesinin ardından başladığım yerin inanılmaz yakınında bir yere getirdi.
Bir yol bu kadar mı uzatılır, bir insana bu kadar mı eziyet edilir be kardeşim... Tez elden Windows Mobile 6.5 üzerinde çalışan bir GPS yazılımı edinmem şart oldu :) | 07.06.2010 20:01 eayan | Bir yorum var |
| |  | |  |
   | |  | | | Açıköğretim ve Yumurtanın Kapıya Dayanma Hissi | 8 yıldır Anadolu Ünivertsitesi İşletme Bölümü'nde okuyorum ve ilk kez bu yıl vizeleri inanılmaz ciddiye almış durumdayım. Malum 8. sene, artık öğrencilik hakkı diye bir şey kalmamış durumda ve Kasım 2010'da yüksek ihtimalle askerdeyim. Lakin önemli bir sorun var.
"Lisansı bitirip gitmek veya tek dersten kalıp önlisans mezunu olarak gitmek"
Nitekim elimde kalan Muhasebe Denetimi ve Mali Analiz dersi inanılmaz önem taşıyor bu sene. Vizelerin önemine vakıf olarak 1 görsel ders videosu, kitabı baştan sonra 3 kere okuma, 9 deneme sınavı, 6 geçmiş yılların soruları şeklinde bir menü hazırladım kendime. İşlerin yoğunluğuna rağmen Allah'tan Gebze-İstanbul arası günlük geçirdiğim 2 saat vardı. Yollarda çalışmak suretiyle çok şükür sınava girdik, çıktık.
Tabi kafada bin soru/sorun, gençliğimizde olsak bu kadar çalışmaya 110 alırdık ama şimdi 70+ birşeyler bekliyorum. Bu finallerde elimi baya kuvvetlendirecek.
Herkesin yıllardır bildiği, benimse bu yıl gerçekliğine şahit olduğum durum. Geçmiş yılların sorularına çalışın arkadaş, süper faydası oluyor. :) | 06.04.2010 23:24 eayan | Yedi yorum var |
| |  | |  |
  | |  | | | Rüyalarla İlgili 15 Şaşırtıcı Gerçek | Ben pek fazla rüya görmediğini iddia edenlerdenim, çok nadirende olsa özellikle ağır stres altındayken veya yorgun olduğum dönemlerde gördüğüm rüyaları hatırlayabiliyorum. Milliyet Gazetesi'nde okuduğum bir yazıda aşağıdaki rüya özelliklerinden bahsediyordu, hem paylaşayım hemde elimin altında dursun dedim :) 1- Rüyanızın, uyandıktan 5 dakika sonra yarısını, 10 dakika sonra ise %90’ını unutursunuz. 2- Görme yetisini sonradan kaybeden insanlar rüyalarında imajlar görürüler; doğuştan görme özürlü olanlar ise şekiller değil ama ses, koku, dokunuş ve duygu duyularını kapsayan etkili rüyalar görür. 3- Kimi ekstrem psikolojik bozuklukları olanlar hariç, her insan rüya görür. Eğer rüya görmediğini iddia edenlerdenseniz, yüzde 10’luk kısmını dahi hatırlamıyorsunuz demektir sadece. 4- Zihnimiz yeni yüzler uydurmaz; rüyalarımızda tanımasak ya da hatırlamasak da mutlaka hayatımızda daha önce gördüğümüz gerçek insanların yüzlerini görürüz. Her birimiz yaşamımız boyunca binlerce insan ile karşılaşırız, bu sayede beynimizin rüyalar esnasında faydalanabileceği inanılmaz bir arşive sahip olur. 5- Herhangi bir görme bozukluğu olmadığı halde genelin %12’si rüyalarını siyah beyaz görüyor, geri kalan ise renkli. 1915’ten 1950’lere kadar yapılan araştırmalarda rüyaların büyük bölümünün siyah beyaz görüldüğüne dair bulgular bulunsa da 1960’larda bu durum değişmeye başladı. Bugün sadece 25 yaş altı insanların %4.4’ü siyah beyaz rüya görüyor.  Ben pek fazla rüya görmediğini iddia edenlerdenim, çok nadirende olsa özellikle ağır stres altındayken veya yorgun olduğum dönemlerde gördüğüm rüyaları hatırlayabiliyorum.
Milliyet Gazetesi'nde okuduğum bir yazıda aşağıdaki rüya özelliklerinden bahsediyordu, hem paylaşayım hemde elimin altında dursun dedim :)
1- Rüyanızın, uyandıktan 5 dakika sonra yarısını, 10 dakika sonra ise %90’ını unutursunuz.
2- Görme yetisini sonradan kaybeden insanlar rüyalarında imajlar görürüler; doğuştan görme özürlü olanlar ise şekiller değil ama ses, koku, dokunuş ve duygu duyularını kapsayan etkili rüyalar görür.
3- Kimi ekstrem psikolojik bozuklukları olanlar hariç, her insan rüya görür. Eğer rüya görmediğini iddia edenlerdenseniz, yüzde 10’luk kısmını dahi hatırlamıyorsunuz demektir sadece.
4- Zihnimiz yeni yüzler uydurmaz; rüyalarımızda tanımasak ya da hatırlamasak da mutlaka hayatımızda daha önce gördüğümüz gerçek insanların yüzlerini görürüz. Her birimiz yaşamımız boyunca binlerce insan ile karşılaşırız, bu sayede beynimizin rüyalar esnasında faydalanabileceği inanılmaz bir arşive sahip olur.
5- Herhangi bir görme bozukluğu olmadığı halde genelin %12’si rüyalarını siyah beyaz görüyor, geri kalan ise renkli. 1915’ten 1950’lere kadar yapılan araştırmalarda rüyaların büyük bölümünün siyah beyaz görüldüğüne dair bulgular bulunsa da 1960’larda bu durum değişmeye başladı. Bugün sadece 25 yaş altı insanların %4.4’ü siyah beyaz rüya görüyor.
6- Eğer spesifik bir şey hakkında rüya gördüyseniz, rüyanız o objeyle ilgili demek değildir genelde. Rüyalar derin sembolik bir lisanla konuşur. Hangi sembolü seçerse seçsin kendisini sembolize etmeye en uzak olandır.
7- Negatif duyguların genelde pozitiflerden fazla olduğu rüyalarda en sık karşılaşılan his kaygıdır.
8- Her gece ortalama dört ila yedi arası rüya görürüz
9- Pek çok farklı hayvan üzerinde yapılan araştırmalarda, uyurken insanlarla aynı beyin dalgalarını yansıttıkları gözlemlendi. Bir köpeği uyurken izleme şansınız oldu mu hiç? Patileri koşarmışçasına hareket eder ya da havlama gibi kısık bir ses çıkarır rüyasındaki kediyi kovalarken
10- REM uykusu, uykunun normal aşamalarından birisidir ve gözlerin hızlı hareketleriyle karakterize edilir. Bir yetişkin uykusunun %20-25’lik kısmına denk gelen bu aşama gecelik bir uykunun 90 ila 120 dakikalık bölümünü kapsar. REM uykusunda vücut, , fiziksel vücudun rüyalarda görülen eylemlere göre hareket etmemesi için beyindeki bir mekanizma tarafından paralizi edilir.
11- Uyurken dış etkenler tarafından bombardımana tutulan duyularımızı değerlendiren zihnimiz onları da rüyanın bir parçası haline getirebilir. Bu demektir ki kimi zaman gerçek bir sesi rüyamızın bir parçası sanabiliriz; mesela rüyamızda bir konserde olduğunuzu görürken içerde gitar çalan kardeşiniz olabilir.
12- Rüyalarında kadınlardan daha agresif duygular barındıran erkekler, genelde diğer erkeler hakkında rüya görür. Bir erkeğin rüyasındaki karakterlerin %70’i diğer erkeklerdir. Fakat bir kadının rüyası neredeyse eşit sayıda kadın ve erkek karakter içerir.
13- Geniş kitleler içinde yapılan araştırmalarda, %18 ile %38 arası insanın en az bir kez önsezi içeren rüya gördükleri ortaya çıkmış, %70’i ise déjà vu deneyimi yaşamış. Önsezili rüyalara inanalar ise görenlerden fazla, %63 ile %98 arası. Geleceği görme diye de adlandırılan önsezi, önceden tahmin ve normal duyularla elde edilemeyecek şekilde geleceğe dair bilgilerin elde edilmesini kasteder.
14- İnternetin her köşesinde dolanan bu bilgiyi kanıtlayacak bilimsel bir bulguya rastlamak ise bir o kadar zor, yani şimdilik sadece bir iddia niteliğinde…
15- Rüyanız sadece cinsel deneyimlere açık değildir, aynı zamanda gerçeği kadar güçlü bir orgazm da yaşatabilir. Bilinçli rüya görme aşamasında hissedilenler, gerçek hayatta hissedilenler kadar zevkli ve güçlü olabilir. | 02.03.2010 14:20 eayan | İki yorum var |
| |  | |  |
  | |  | | | Radyo Fenomen 90s | İstanbul'da yaşıyorsanız yada aslında daha genellersek gün içerisinde yollarda uzun zaman harcıyorsanız sıkılmamak için yapabileceğiniz şeylerin sayısı pek de fazla değildir. Kitap okumak, günlük gazetelere göz gezdirmek, radyo dinlemek...
Pek müzikle arası olan biri değilim, öyle ciddi katı müzik zevkim falan da yok. Kulağıma ne hoş geliyorsa onu dinlerim genelde. MP3 dinlemektense radyo dinlemeyi de bu yüzden tercih ediyorum. Beni playlist oluşturmaktan kurtarıyor, sıkılırsam başka bir kanala geçebiliyorum. Son dönemde arabada ve serviste (eğer dizi izlemiyorsam) yoğunlukla dinlediğim tek bir radyo kanalı olmaya başladı. Radyo Fenomen.
Yukarıdaki sınıfa girmiyorsanız da bilgisayar başında geçen zamanı da oldukça iyi değerlendirebileceğiniz bir kanal. ben özellikle internetten dinleyeceksem Fenomen 90's ı tercih ediyorum. Eski günleri akla getiriyor, "can touch this", "coco jambo" gibi pek çok şarkıyla karşılabilirsiniz :) | 04.02.2010 14:26 eayan | İki yorum var |
| |  | |  |
  | |  | | | Vodafone Reklam | Günlük hayatta sıklıkla ziyaret edilen ve belirli bir hayran kitlesine ulaşmış sitelerde bugünden itibaren dönmeye başlayan ve alışık olmadığımız tarzda bir reklam uyguluyor Vodafone. Sitelere girdiğimizde sağda solda bannerlar görmeye internetin çok başlarından itibaren alışmıştık. Bir süre sonra sayfa içerisinde dinamik olarak görünen, küçük bir imajdan kocaman ve interaktif flash uygulamalarına dönüşen reklamlarla tanıştık. Son adım sanıyorum sitelerin açılışında veya bir haberin detayına tıkladığınızda karşınıza gelen ve 7-8 saniye bekletip sizi ilgili sayfaya yönlendiren reklam türleriydi.
Vodafone'un uyguladığı teknik sonuncu bahsettiğimize benzesede, uygulamada kullanıcıya girmek istediği siteye erişimi illaki 30 sn (bazı sitelerde 1 saate kadar) engellemesiyle hem cesurca hemde itici karşılanabilecek bir hareket olmuş.
Reklamın uygulandığı sitelerden bazıları şöyle : www.komikler.com www.sporx.com www.izlesene.com www.ortakantin.com www.webaslan.com www.akampus.com www.uludagsozluk.com
 | 21.01.2010 15:02 eayan | Bir yorum var |
| |  | |  |
  | |  | | | Mini Köşk | 10 gün kadar önce yeni yıl tatili içim eşim ile beraber gittiğimiz Ağva'dan dönüşte yolu biraz uzatmak istedik ve Kandıra üzerinden döndük İstanbul'a. Kandıra'da hem yeni bir yer görmüş olmak hemde yöresel lezzetler tatmaktı niyetimiz ama bir türlü doğru dürüst bir yer bulamadık. Ya Kandıra'yı çok büyüttük gözümüzde ya biz doğru adresleri bulamadık. Oradan İzmit'e geçip yemek yemek için bir yerler aramaya koyulduk ki yol kenarında önünde bolca araba bulunan bir restoran dikkatimizi çekti. Mini Köşk.
Dışarıda bu kadar aracı görünce ister istemez daldık içeriye. Hemen bal/kaymak ve acı sos ikramı geldi sıcak ekmekler eşliğinde. Sucuk, köfte derken lezzetine doyamadığımız acı soslarından da bir kavanoz alarak yolumuza devam ettik.
Aslında uzun uzun anlatmaktı niyetim Mini Köşk'ü lakin görsel araması esnasında Gitti Gidiyor Pazarlama Müdürü Hakkı Arıkan'ın blogu ile karşılaştım. O kadar güzel anlatmış ve güzel görseller kullanmış ki tekrarlamak yerine Mini Köşk'ü ondan da dinleyin istedim.
Hakkı Arıkan'dan Mini Köşk Yorumu | 12.01.2010 14:53 eayan | Dört yorum var |
| |  | |  |
  | |  | | | Kandıra | Yılbaşı Tatili için Ağva'ya kadar gitmişken dönüş yolunu biraz uzatalım "Kandıra" üzerinden dönelim İstanbul'a dedik eşimle. O yüzden de akşamüzeri değil öğle vaktinde çıktık yola. Niyetimiz Kandıra'da bir yemek ve tabiki yoğurt yemek oradan da yolumuza devam etmekti. Küçük, sevimli bir ilçe hayaliyle gittik Kandıra'ya ama malesef umduğumuzu bulamadık. Ya biz çok fazla beklentiye sahiptik şirin bir kasaba düşüncesiyle ya da Kandıra'nın kendisi değil Kefken gibi plajlarının yoğun olduğu bölgeler o formatta.
Pek araştırma şansımız da olmadığından doğrudan kötü ile işaretlemek istemem tabi ama 15 dk'dan fazla durmadan devam ettik izmit'e. Yemeğimizi de orada yiyebildik ancak. Varsa kandıra ile ilgili önerisi olan not almak isterim bir daha ziyaret edebilmek adına, yok ise daha da gitmem Kandıra'ya... | 04.01.2010 14:33 eayan | On bir yorum var |
| |  | |  |
  | |  | | | Ağva | Yeni Yıl nedeniyle 3,5 günlük tatili bulunca uzun zamandır da tatil yapmadığımızı düşünerek eşim ile beraber farklı bir yerlere gidelim istedik. Mevsimi ve uzak olmaması kriterini de dikkate alınca Sapanca ve Abant arasında kaldık önce. Ancak buralarda bu mevsimde tatil yapacaksanız ciddi bir zaman öncesinden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Hele de Yılbaşı tatili sebebiyle pek çok kişi de sizin gibi düşünüyorsa. Dolayısıyla yer bulamadık. Gerçi fiyatları görünce birazda "İyiki bulamamışız" dedim açıkcası. Çünkü normal bir haftasonunda yarım pansiyon, kişi başı 60-70 TL'ye gidebileceğiniz yerler Yılbaşı Tatili sebebiyle 250-550 TL arası kişi başı gecelik fiyat istiyorlar. Farklı bir arayış içerisine girmiştik ki aklımıza Ağva fikrini soktu bir arkadaşım. Başlarda yaz tatili ile ünlenmiş bir yer gibi gelse de sonra sonra daha sıcak bakmaya başladım Ağva fikrine. Bu konuda en büyük artı küçük kasabanın içerisinden geçen Yeşilçay ve Göksu dereleri oldu. Çünkü kış vakti gidip plaj kenarında bir yerde kalsam pek de mutlu ayrılabileceğimi düşünmüyordum Ağva'dan.  Yeni Yıl nedeniyle 3,5 günlük tatili bulunca uzun zamandır da tatil yapmadığımızı düşünerek eşim ile beraber farklı bir yerlere gidelim istedik. Mevsimi ve uzak olmaması kriterini de dikkate alınca Sapanca ve Abant arasında kaldık önce. Ancak buralarda bu mevsimde tatil yapacaksanız ciddi bir zaman öncesinden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Hele de Yılbaşı tatili sebebiyle pek çok kişi de sizin gibi düşünüyorsa. Dolayısıyla yer bulamadık. Gerçi fiyatları görünce birazda "İyiki bulamamışız" dedim açıkcası. Çünkü normal bir haftasonunda yarım pansiyon, kişi başı 60-70 TL'ye gidebileceğiniz yerler Yılbaşı Tatili sebebiyle 250-550 TL arası kişi başı gecelik fiyat istiyorlar.
Farklı bir arayış içerisine girmiştik ki aklımıza Ağva fikrini soktu bir arkadaşım. Başlarda yaz tatili ile ünlenmiş bir yer gibi gelse de sonra sonra daha sıcak bakmaya başladım Ağva fikrine. Bu konuda en büyük artı küçük kasabanın içerisinden geçen Yeşilçay ve Göksu dereleri oldu. Çünkü kış vakti gidip plaj kenarında bir yerde kalsam pek de mutlu ayrılabileceğimi düşünmüyordum Ağva'dan.
Öncelikli tercihimiz olan "kütük ev" arayışına geçtik hemen. Şöyle dere kıyısında, ağaçların arasında, mümkünse şömineli... Şömine hariç aradığımız diğer herşeyi Yeşilçay Tatil Köyü'nde bulduk. Şömine de vardı ama odalarda değil, lobide... Soğuk havada dere kıyısında birşeyler içtikten sonra şömine başında kahve eşliğinde tavla paha piçilemez oldu doğrusu.
Tamamı ahşaptan oluşan ve her birinde 6'şar oda bulunan 7-8 kadar ev var Yeşilçay Tatil Köyü'nde. Odaların tasarımı oldukça iyi, ısı yalıtımı süper ama ses yalıtımı biraz problemli ahşapın doğal yapısından kaynaklı olarak. Odalarda buzdolabı falan yok. Yine full ahşap tüm malzemeler. Güzel bir restoran var derenin kıyısında, ister kapalı alanında canlı müzik eşliğinde yemek yiyebiliyor, ister dere kıyısındaki ahşap iskele üzerinde devam edebiliyorsunuz keyfinize.
Gün içerisinde dere üzerinde tekne turları düzenleniyor, bunlara katılabileceğiniz gibi isterseniz etinizi alıp yol/dere kenarındaki piknik alanlarında mangal keyfide yapabiliyorsunuz. Muhtemelen kış olması sebebiyle Ağva merkez oldukça hareketsizdi ama sessizlik, huzur, zamanı düşünmeden geçirebileceğiniz bir haftasonu için öneririm Ağva'yı. Yeşilçay Tatil Köyü'nden memnun kaldık genel hatlarıyla ama açıkcası fiyat nerede cazipse oraya gitmenizi öneririm. Çünkü tüm oteller aynı derenin kıyısında ve manzara olarak birinin diğerinden bir artısı sözkonusu değil. | 04.01.2010 14:25 eayan | Üç yorum var |
| |  | |  |
  | |  | | | Sigarayı Bırakmak | Uzunca bir zamandır sigarayı bırakmayı istiyordum. "Kim istemezki" denilebilir ama sigara içen biri olarak benimde bir dönem sahip olduğum düşünce "Ben sigarayı bırakmak istemiyorm ki, zevk alıyorum" du. Ancak bir müddettir artık bu düşünceden kurtulmuştum. Tabi bırakmak öyle ha demeye kolay değil. Her ne kadar etrafta "Karar verdim, o anda bıraktım" diyenler olsa da malesef herkesin bünyesi ve psikolojisi aynı değil.
Bende zor bırakabilenlerdendim. Daha önce nikotin bandı ve sakızı ile sigara bırakma denemeleri yapmıştım. Bir müddet bıraktım da ama işin psikolojik boyutunu aşmak zor olmakla beraber fizyolojik olarakda nikotin ihtiyacını engellemek çok zor oluyor.
Bir süre önce (Ramazan'da) bir arkadaşım Pfizer'in Champix adında bir ilacıyla çok rahat sigarayı bıraktığını söyledi. Üstelik benden çok da fazla içiyordu sigarayı. Bir an bir umut kapladı içimi ve Ramazan sonrası denemeye karar verdim. İlacın fiyatı 178 TL. Bir kutusu 1 ay boyunca yetiyor. Sonrasında 2 ay daha devam edilmesi öneriliyor. İlacı önce 2 hafta kadar sigarayla beraber kullanıyorsunuz, sonra sigarayı bırakıp 2 hafta daha (önerilen 2,5 ay daha) ilaç kullanıyorsunuz. Ve sigaradan kurtuluşa sizi çok yaklaştırıyor.
Sigarayı bırakırken önemli olan nikotin e olan bağımlılığı sonlandırmaktır ve bu ilaç vücudunuzun nikotini isteme huyundan vazgeçmesini sağlamaya çalışıyor. Diğer emsalleri gibi yavaş yavaş nikotin vererek sizi kurtarmıyor. Denemek isteyenlere tavsiyemdir lakin unutulmaması gereken sonuçta bunun bir ilaç olduğu ve aslında bir doktora başvurmadan kullanılmaması gerektiği.
İlaç hakkında araştırma yaparken bir profesörün şu cümlesi çok hoşuma gitmişti. "Champix diğer ilaçlardan biraz daha farklı, doğru ancak tam bir mucize değil. Yani bu ilacı birinin yemeğine koyarak ona sigara bıraktıramazsınız." Dolayısıyla herşeyden önce kişinin sigara bırakmayı istemesi gerekiyor, yoksa gerisi hikaye.
Son olarak bir istatistik. Champix ile sigara bırakma oranı %60, ama önemli bir ayrıntı bu %60'ın %45'i 1 yılın sonunda sigaraya tekrar başlıyor... Bu da küçümsenmemesi gereken bir rakam. | 11.12.2009 10:40 eayan | Sekiz yorum var |
| |  | |  |
  | |  | | Sayfalar : (1inci sayfadasınız) [1] 2 3 4 5 6 7 8 | |  | |  |
 |