Bir kavgada her zaman özür dileyen haksız değildir. Haklı bile olsa insan, karşısında ki kişiyle küs kalmamak için özür dileyebilir. Ama buna rağmen kendisinden özür dilenilen kişi sanki kendisi haklıymış gibi özrünüzü lütfen kabul etmesi tam bir kavga sebebi aslında. Tam saçlarını yolacaktım ama yanımda değildi Allah'tan.
Şu sıra reklamardan dolayı herkesin kafası karışmış durumda sanırım. Durumu izah edeyim. 118 Bilinmeyen numaralar servisi rekabete açıldı ve numara 5 haneli olarak değiştirildi. Bu karar alındığında Türk Telekom'a ait olan 118 numarası 11811 ile hizmet vermeye devam etmeye başladı. Sadece Türk Telekom aboneleri için bilinmeyen numaralar hizmeti vermeye her zaman devam edecek.
118'in rekabete açılması sadece numara ile olmadı tabii. BTK ya başvurup Bilinmeyen numaralar hizmeti vermek için lisans alan şirketlere, bütün operatörler Telefon rehberlerini offline veya online olarak vermek zorundalar. Tabii burada karşılıklı Çağrı Başlatma/Çağrı sonlandırma ücretleri karşılığı anlaşmaya varılıyor. Anlaşmazlıkları yine BTK çözüyor.
Bu kapsamda bir çok şirket Lisans aldı. Bunlardan şu an tüm operatörler için bilinmeyen numaralar hizmeti veren numaralar: 11818, 11824 ve 11880.
Bu 118'li yeni numaralar bütün operatörlerden aranabilir durumdadır. Operatörler arası aralarında yapılan anlaşmalara göre fiyat farkı olabilmektedir. En uygun olan sabit telefondan aramaktır. Bu 118 li numaraların kontör atış periyoduna dikkat etmek gerekir.
11818 Türk Telekom grubu kuruluşu olan assisTT ye ait. assisTT, 11818 dışında Türk Telekom, TTNET, THY, İDO,Türksat v.s gibi kurumların Çağrı Merkezi işini yapıyor. assisTT Ankara, İstanbul, Erzurum ve Erzincan olmak üzere 4 farklı lokasyonda hizmet vermektedir.
Türkiye Bilinmeyen Numaralar konusunda çok ciddi bir potansiyele sahip. Tüm operatör rehberleri ile birlikte düşünüldüğünde dünyanın en büyük veritabanlarından birine sahip. Bu yüzden de bu konudaki yatırımcıların gözü şu an Türkiye'nin üzerinde.
Ben mi? 11818 de Yazılım Grup Yöneticisi olarak çalışıyorum. Biz Bilinmeyen numaralar hizmeti dışında henüz lansmanını yapmadığımız farklı rehberlik servisleri de sunuyoruz(bknz. http://www.11818.com.tr) ve bunları artırmaya devam edeceğiz. Bizi izlemeye devam ediniz.
Süleymaniye Camisin'de, akıllara durgunluk veren oldukça hassas ve manidar bazı hesaplamalar yapılmıştır. Uzunluklar rastgele seçilmiş olmayıp, hepsinin ebced hesabında belli bir karşılığı vardır. Bu konuya bir örnek vermekle yetinelim: İstanbul'da minarelerinin uzunluğu farklı olan tek cami Süleymaniye'dir. Minarelerinin ikisi 66 arşın, diğer ikisi de 94 arşındır. "Allah" lafzının ebced hesabıyla karşılığı 66 dır. "Muhammed" lafzının ebced hesabıyla karşılığı da 94 tür. Allah ve Rasulünün sevgisini minarelerle haykırmak isteyen ecdadımıza Allah rahmet eylesin. Ellerini göğe doğru açmış, dua eden insan siluetini andıran minareler, kim bilir nasıl zikrediyorlardır, nasıl dua ediyorlardır? yazının devamı: http://www.serhaber.com/-51189-suleymaniyenin-sifreleri-2.jsp
Ben pek fazla rüya görmediğini iddia edenlerdenim, çok nadirende olsa özellikle ağır stres altındayken veya yorgun olduğum dönemlerde gördüğüm rüyaları hatırlayabiliyorum.
Milliyet Gazetesi'nde okuduğum bir yazıda aşağıdaki rüya özelliklerinden bahsediyordu, hem paylaşayım hemde elimin altında dursun dedim :)
1- Rüyanızın, uyandıktan 5 dakika sonra yarısını, 10 dakika sonra ise %90’ını unutursunuz.
2- Görme yetisini sonradan kaybeden insanlar rüyalarında imajlar görürüler; doğuştan görme özürlü olanlar ise şekiller değil ama ses, koku, dokunuş ve duygu duyularını kapsayan etkili rüyalar görür.
3- Kimi ekstrem psikolojik bozuklukları olanlar hariç, her insan rüya görür. Eğer rüya görmediğini iddia edenlerdenseniz, yüzde 10’luk kısmını dahi hatırlamıyorsunuz demektir sadece.
4- Zihnimiz yeni yüzler uydurmaz; rüyalarımızda tanımasak ya da hatırlamasak da mutlaka hayatımızda daha önce gördüğümüz gerçek insanların yüzlerini görürüz. Her birimiz yaşamımız boyunca binlerce insan ile karşılaşırız, bu sayede beynimizin rüyalar esnasında faydalanabileceği inanılmaz bir arşive sahip olur.
5- Herhangi bir görme bozukluğu olmadığı halde genelin %12’si rüyalarını siyah beyaz görüyor, geri kalan ise renkli. 1915’ten 1950’lere kadar yapılan araştırmalarda rüyaların büyük bölümünün siyah beyaz görüldüğüne dair bulgular bulunsa da 1960’larda bu durum değişmeye başladı. Bugün sadece 25 yaş altı insanların %4.4’ü siyah beyaz rüya görüyor.
Ben pek fazla rüya görmediğini iddia edenlerdenim, çok nadirende olsa özellikle ağır stres altındayken veya yorgun olduğum dönemlerde gördüğüm rüyaları hatırlayabiliyorum.
Milliyet Gazetesi'nde okuduğum bir yazıda aşağıdaki rüya özelliklerinden bahsediyordu, hem paylaşayım hemde elimin altında dursun dedim :)
1- Rüyanızın, uyandıktan 5 dakika sonra yarısını, 10 dakika sonra ise %90’ını unutursunuz.
2- Görme yetisini sonradan kaybeden insanlar rüyalarında imajlar görürüler; doğuştan görme özürlü olanlar ise şekiller değil ama ses, koku, dokunuş ve duygu duyularını kapsayan etkili rüyalar görür.
3- Kimi ekstrem psikolojik bozuklukları olanlar hariç, her insan rüya görür. Eğer rüya görmediğini iddia edenlerdenseniz, yüzde 10’luk kısmını dahi hatırlamıyorsunuz demektir sadece.
4- Zihnimiz yeni yüzler uydurmaz; rüyalarımızda tanımasak ya da hatırlamasak da mutlaka hayatımızda daha önce gördüğümüz gerçek insanların yüzlerini görürüz. Her birimiz yaşamımız boyunca binlerce insan ile karşılaşırız, bu sayede beynimizin rüyalar esnasında faydalanabileceği inanılmaz bir arşive sahip olur.
5- Herhangi bir görme bozukluğu olmadığı halde genelin %12’si rüyalarını siyah beyaz görüyor, geri kalan ise renkli. 1915’ten 1950’lere kadar yapılan araştırmalarda rüyaların büyük bölümünün siyah beyaz görüldüğüne dair bulgular bulunsa da 1960’larda bu durum değişmeye başladı. Bugün sadece 25 yaş altı insanların %4.4’ü siyah beyaz rüya görüyor.
6- Eğer spesifik bir şey hakkında rüya gördüyseniz, rüyanız o objeyle ilgili demek değildir genelde. Rüyalar derin sembolik bir lisanla konuşur. Hangi sembolü seçerse seçsin kendisini sembolize etmeye en uzak olandır.
7- Negatif duyguların genelde pozitiflerden fazla olduğu rüyalarda en sık karşılaşılan his kaygıdır.
8- Her gece ortalama dört ila yedi arası rüya görürüz
9- Pek çok farklı hayvan üzerinde yapılan araştırmalarda, uyurken insanlarla aynı beyin dalgalarını yansıttıkları gözlemlendi. Bir köpeği uyurken izleme şansınız oldu mu hiç? Patileri koşarmışçasına hareket eder ya da havlama gibi kısık bir ses çıkarır rüyasındaki kediyi kovalarken
10- REM uykusu, uykunun normal aşamalarından birisidir ve gözlerin hızlı hareketleriyle karakterize edilir. Bir yetişkin uykusunun %20-25’lik kısmına denk gelen bu aşama gecelik bir uykunun 90 ila 120 dakikalık bölümünü kapsar. REM uykusunda vücut, , fiziksel vücudun rüyalarda görülen eylemlere göre hareket etmemesi için beyindeki bir mekanizma tarafından paralizi edilir.
11- Uyurken dış etkenler tarafından bombardımana tutulan duyularımızı değerlendiren zihnimiz onları da rüyanın bir parçası haline getirebilir. Bu demektir ki kimi zaman gerçek bir sesi rüyamızın bir parçası sanabiliriz; mesela rüyamızda bir konserde olduğunuzu görürken içerde gitar çalan kardeşiniz olabilir.
12- Rüyalarında kadınlardan daha agresif duygular barındıran erkekler, genelde diğer erkeler hakkında rüya görür. Bir erkeğin rüyasındaki karakterlerin %70’i diğer erkeklerdir. Fakat bir kadının rüyası neredeyse eşit sayıda kadın ve erkek karakter içerir.
13- Geniş kitleler içinde yapılan araştırmalarda, %18 ile %38 arası insanın en az bir kez önsezi içeren rüya gördükleri ortaya çıkmış, %70’i ise déjà vu deneyimi yaşamış. Önsezili rüyalara inanalar ise görenlerden fazla, %63 ile %98 arası. Geleceği görme diye de adlandırılan önsezi, önceden tahmin ve normal duyularla elde edilemeyecek şekilde geleceğe dair bilgilerin elde edilmesini kasteder.
14- İnternetin her köşesinde dolanan bu bilgiyi kanıtlayacak bilimsel bir bulguya rastlamak ise bir o kadar zor, yani şimdilik sadece bir iddia niteliğinde…
15- Rüyanız sadece cinsel deneyimlere açık değildir, aynı zamanda gerçeği kadar güçlü bir orgazm da yaşatabilir. Bilinçli rüya görme aşamasında hissedilenler, gerçek hayatta hissedilenler kadar zevkli ve güçlü olabilir.
Zamanında Mehmet Doğan'a blog yazmayı ve altı üstü tasarımı bıraktığı için kızanlardan biriydim bende. Ama en sonunda bende onun yaptığını yaptım. Çünkü farkettim ki aynı onun durumunda olduğu gibi çocuklara gerekli zamanı ayıramıyorum. Serhat'ın gözündeki baba imajında akşam eve gelip yemekten sonra bilgisayar başına geçen ve onun deyimiyle "iş yapan" biri olmuştum. Benimle oynamak istediğinde genelde bilgisayar ile ilgilenmeyi seçerdim. Artık oda beni o halimle kabullenmiş ve benimle oynamak istese bile gelip odanın kapısından bakıp eğer bilgisayar başında isem hiçbir şey söylemeden gider olmuştu. Hakeza Levent ile de aynı şey olmaya başlamıştı artık. Yürüteçi ile gelip kucağıma çıkmak istiyor ama ben oralı olmuyordum. En sonunda sıkılıp gidiyordu.
Kredi kartlarını iptal ettirmem ile başlayan radikal kararlara bir yenisini daha ekledim ve evdeki internet bağlantısını iptal ettirdim. Artık sadece işyerinde internet var. Evdeki bilgisayar artık çok cazip gelmiyor ve çocuklar uyumadan başına geçmiyorum. Geçsemde bilgisayarda ağzına kadar dolmuş olan ve benim bir türlü izleyemediğim film ve bilgisayar ve yabancı dil eğitim videolarını izliyorum. En çokta hafta sonları vaktim boşaldı bayağı. Eşim ve çocuklarımla geçiriyorum vaktimi.
Ve yine bana arta kalan zamanlarda kitap okuyorum. Eğer bu boşalan zamanımı televizyona sardırmazsam yakında biraz daha entellektüel bir adam olabilirim. Olmasam bile çocuklarıma kitap okumanın gerekliliğini bizzat gösterebilsem o da yeter.
11 yıl boyunca internet cafe ile başlayıp vaktinin çoğunu internet ile geçirmiş, 7 yıldır kendi evinde 145 ile başlayıp Giresuna ADSL hizmeti geldiği gün ADSL bağlatmış olan benim evimde artık internet yok. Evet garip bir durum hakkaten.
İstanbul'da yaşıyorsanız yada aslında daha genellersek gün içerisinde yollarda uzun zaman harcıyorsanız sıkılmamak için yapabileceğiniz şeylerin sayısı pek de fazla değildir. Kitap okumak, günlük gazetelere göz gezdirmek, radyo dinlemek...
Pek müzikle arası olan biri değilim, öyle ciddi katı müzik zevkim falan da yok. Kulağıma ne hoş geliyorsa onu dinlerim genelde. MP3 dinlemektense radyo dinlemeyi de bu yüzden tercih ediyorum. Beni playlist oluşturmaktan kurtarıyor, sıkılırsam başka bir kanala geçebiliyorum. Son dönemde arabada ve serviste (eğer dizi izlemiyorsam) yoğunlukla dinlediğim tek bir radyo kanalı olmaya başladı. Radyo Fenomen.
Yukarıdaki sınıfa girmiyorsanız da bilgisayar başında geçen zamanı da oldukça iyi değerlendirebileceğiniz bir kanal. ben özellikle internetten dinleyeceksem Fenomen 90's ı tercih ediyorum. Eski günleri akla getiriyor, "can touch this", "coco jambo" gibi pek çok şarkıyla karşılabilirsiniz :)
Hayat çok enteresan yeri geliyor girdiğiniz mağazada az ürün aldığınız için satış danışmanı sizin duymadığınızı sanarak eleştirmeye çalışıyor. Yeri geliyor Kamil Koç gibi yılların otobüs firmasinda şöföre ankaradan istanbul'a nasıl gidileceğini anlatıyor, yolu tarif ediyorsunuz...
Bu aralar seçerek karşıma çıkartıyor bunları. Satış danışmanının ki neysede, Kamil Koç olayı hakikaten rezaletti...
Herşeyi devletten beklemeyen, zeki ve üretken insanlar onlar
Su motoru [sanırım] ile çalışan, şanzumanı, vitesi, amortiisörleri olan, önde de kendisini bir ağaca felan bağlayıp çekmeye yarayan makara bulunan araç "PAT PAT". Trabzon Vakfıkebir ilçesi Soğuksu Köyünde imal edilmiştir. Normal araca göre dar olması hasebiyle, fındık bahçelerinde gezebilmekte, ormanlık alana girebilmektedir. Yazın yük taşımak ağaç çekmek için kullanılan araç, 1 metreye yakın kar yağması üzerine önüne bir kepçe ilave edilmek suretiyle kar küreme aracı olarak denenmiştir. Karın çok fazla ve aracın hafif olması nedeniyle çok başarılı olunamamıştır.
Devlet doktor maaşlarına zam yaptı diyenlere dedim ben "devlet kaşıkla veriyorsa demekki onu kepçeyle geri alacaktır" diye. Ve dediğim oldu. Daha önce ek ödemeyle 2500 lira alan ben artık ek ödeme dahil 2.206 lira alacakmışım. Fuck you sülalenize.
Günlük hayatta sıklıkla ziyaret edilen ve belirli bir hayran kitlesine ulaşmış sitelerde bugünden itibaren dönmeye başlayan ve alışık olmadığımız tarzda bir reklam uyguluyor Vodafone. Sitelere girdiğimizde sağda solda bannerlar görmeye internetin çok başlarından itibaren alışmıştık. Bir süre sonra sayfa içerisinde dinamik olarak görünen, küçük bir imajdan kocaman ve interaktif flash uygulamalarına dönüşen reklamlarla tanıştık. Son adım sanıyorum sitelerin açılışında veya bir haberin detayına tıkladığınızda karşınıza gelen ve 7-8 saniye bekletip sizi ilgili sayfaya yönlendiren reklam türleriydi.
Vodafone'un uyguladığı teknik sonuncu bahsettiğimize benzesede, uygulamada kullanıcıya girmek istediği siteye erişimi illaki 30 sn (bazı sitelerde 1 saate kadar) engellemesiyle hem cesurca hemde itici karşılanabilecek bir hareket olmuş.
Site yaygın tarayıcılarla (IE, Firefox, Epiphany, Konqueror vs.) uyumludur. SZP.net 6.0 üzerinde Blog 3.2 Bu blog KBK Blog ve SZP.net Blog karmasıdır. Gizlilik Politikası